OKTAR BABUNA VE CİHAT GÜNDOĞDU EVRİM TEORİSİNİN GEÇERSİZLİĞİNİ ANLATIYOR
SAYIN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009)
27 Ağustos 2009 Perşembe
MUTASYONLARIN EVRİMLEŞTİRDİĞİ İDDİASI GEÇERSİZDİR
''DOĞAL SELEKSİYON BİLİNÇLİ SEÇİM YAPAR'' İDDİASI, TARİHİN EN BÜYÜK ALDATMACALARINDAN BİRİDİR
-
Güçlü olanın doğal şartlarda tehlikelerden korunarak hayatta kalması, zayıf olanların ise ortam şartlarına ve tehlikelere yenik düşerek elenmesi mantığıdır.
-
Darwinistler bunu organ ve yapılara indirirler. Mutasyonların oluştuğunu ve mutasyonlar sonucunda faydalı bir yapı ortaya çıktıysa bunun olasılıklar dahilinde diğer başarısız yapılara göre doğal olarak seçileceğini ve bu seçilimler sonucunda doğru yapılarla doğru organların oluşacağını iddia ederler.
-
Tesadüf iddiasını bu konuda reddederler. “Mutasyonlar tesadüfi gerçekleşir ama buradaki faydalı sonucu doğal seleksiyon seçer” derler. Pek çok olasılık arasından en faydalı olanı ayırt eder mantığıyla mantıklı bir şey oluyormuş izlenimi vermeye çalışırlar.
Bu iddiayı çürüten noktalar:
-
Canlıya fayda getiren, mevcut yapıyı geliştiren herhangi bir mutasyon gerçekleşmesi imkansızdır. Mutasyonların %99’u zararlı, %1’i etkisizdir. Fayda getiren bir mutasyon GÖZLEMLENMEMİŞTİR. Dolayısıyla “doğal seleksiyonun faydalı mutasyonlara göre bir seçim yapabilmesi” imkansızdır.
-
Doğal seleksiyon bilinçli bir mekanizma değildir. Gerçekleşen mutasyonlar arasında en doğrusunu seçebilme gibi bir bilinci yoktur.
-
Doğal seleksiyon ile en faydalı yapı seçilmiş olsa bile, bu durum hiçbir şekilde o canlıya yepyeni bir yapı ekleyemeyecektir. Hızlı koşan zebralar hayatta kalır, zayıf olanlar av olur, fakat bu durum hiçbir zaman zebraları kaplanlara dönüştürmez.
-
Doğal seleksiyonun seçim yaparak önceden belirlenmiş bir plana göre hareket etmesi imkansızdır. Bu doğal seleksiyonda bilinç olduğunu iddia etmektir. Şuursuz rastgele gerçekleşen olaylarda bilincin olduğunu iddia etmek ciddi bir mantık hezimetidir. Fakat Darwinistler, tesadüf iddialarının küçük düşürücü etkisinden kurtulabilmek için, doğal seleksiyonda bir bilinç olduğu izlenimi vermeye çalışmakta ve insanları aldatmaktadırlar.
- Darwinistlerin iddiasına göre, doğal seleksiyon, ortada hiçbir şey yokken göz gibi bir organı planlamalı, onun bütün özelliklerini önceden bilmeli ve bir plan dahilinde HİÇ HATA YAPMADAN en doğru aşamaları en doğru şekilde yerine getirmelidir. Ortaya gören bir göz çıkana kadar hiç hata yapmadan belli bir plan dahilinde hareket etmelidir. Ardı arkasına mükemmel yapılar meydana getirmeli, görüntüyü gören bir beyin var etmeli ve gördüklerini algılayabilecek bir şuur var etmelidir. Ve bunların tümünü aynı anda yapmalıdır. Elbette, şursuz atomların bunu yapabilmeleri imkansızdır. Fakat Darwinistlerin ısrarla savundukları şey tam olarak budur.
Doğal seleksiyon ile ilgili Darwinistlerin itirafları
Charles Darwin:
Teorimle ilgili güçlükler ve itirazlar şöyle sınıflandırılabilir: ... İkincisi; örneğin yapısı ve alışkanlıkları bakımından yarasa olan bir hayvan, çok farklı yapısı ve alışkanlıkları olan başka bir hayvanın değişiklik geçirmesiyle oluşabilir mi? Doğal seleksiyonun bir yandan zürafanın sinek kovmaya yarayan kuyruğu gibi pek az önemli bir organ ve öte yandan, göz gibi şaşılası bir organ türetebildiğine inanabilir miyiz? Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s.186
J. Hawkes:
Kuşları, balıkları, çiçekleri vb. göz kamaştırıcı güzelliği salt doğal seleksiyona borçlu olduğumuza inanmakta güçlük çekiyorum. Dahası, insan bilinci öyle bir düzeneğin ürünü olabilir mi? Nasıl olur da tüm uygarlık nimetlerinin yaratıcısı olan insan beyni; Sokrates, Leonardo da Vinci, Shakespeare, Newton ve Einstein gibileri ölümsüzleştiren yaratıcılık "yaşam savaşımı" denen orman yasasının bize bir armağanı olsun? J. Hawkes, "Nine Tentalizing Mysteries Of Nature," New York Times, no.33, 1957
Dr. Colin Patterson:
Hiç kimse bugüne kadar doğal seleksiyon mekanizmaları yoluyla yeni bir tür üretemedi. Hiç kimse böyle birşeyin yakınına bile yaklaşamamıştır. Colin Patterson, "Cladistics", BBC, Brian Leek ile Röportaj, Peter Franz, 4 Mart 1982
Arthur Koestler:
Günümüzde eğitimli insanlar, Darwin'in gelişigüzel mutasyonlar artı doğal seleksiyonun sihirli formülü sayesinde tüm sorulara cevap bulduğuna inanmayı sürdürmektedirler. Rastgele mutasyonların konu dışı kaldığı ve doğal seleksiyonun bir kısır döngü mantığı haline geldiği gerçeğinden oldukça habersiz bir şekilde. Arthur Koestler, Janus : A Summing Up, Vintage Books, 1978, s. 185
Pierre Paul Grassé:
J. Huxley ve diğer biyologların evrimin doğal seleksiyon mekanizması aracılığı ile işlediği teorisi, demografik gerçeklerin, genotiplerin bölgesel dalgalanmasının ve coğrafi dağılımların bir gözleminden başka birşey değildir. Çoğunlukla ele alınan türler on binlerce sene hiç değişmeden kalmaktadır. Koşullara bağlı olarak meydana gelen dalgalanmalar, genlerin önceden değişmesiyle beraber ele alındığında evrime delil olarak kullanılamaz; bunun en güzel delili de milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramayan yaşayan fosillerdir. (Pierre Paul Grassé, Evolution On Living Organisms: Evidence for a New Theory of Information, Academic Press, Ocak 1978)
MOZAİK EVRİM ALDATMACASI
-
Mozaik evrim vücuttaki her organın farklı zamanlarda, farklı aşamalarla birbirinden bağımsız olarak evrimleştiği iddiasıdır.
İda -
Darwinistler bu iddiayı kullanarak “yarı sürüngen yarı kuş bir canlı göremeyiz çünkü organlar dahilinde bir evrimleşme vardır” diyerek ara fosil yokluğuna bir kılıf uydurmak isterler.
- Bu yüzden de mükemmel canlılar üzerindeki küçük detayları evrim delili olarak göstermeye çalışırlar. Örneğin İda, tamamen mükemmel bir lemur fosili olmasına rağmen, Darwinistler günümüz lemurlarında olmayan bükülebilen başparmağı ara fosil olarak göstermişler, bu ve soyu tükenmiş canlıya ait bu tip mükemmel özellikleri kullanarak söz konusu lemurun insanın sözde atası olduğunu iddia etmişlerdir.
-
İda üzerinden yola çıkacak olursak: Darwinistlerin iddiasına göre, o lemur mükemmel hale gelene kadar her bir organının ayrı zamanlarda mutlaka evrimleşmiş olması gerekmektedir. Evrimleşen bu ara organların olduğu fosiller nerededir?
-
Darwinistlerin iddiasına göre bazı organlar evrimleşir bazıları sırasını beklerken, bu canlının yarı primat yarı lemur olduğu bir aşama olması gerekmektedir. Bu aşamalar fosil kayıtlarında nerededir?
-
İda, mükemmel görünümünü alana kadar milyarlarca hatta trilyonlarca kere mutasyon geçirmiş olmalıdır. Bu mutasyonların tamamının faydalı olması gerekir. Ama mutasyonların %99’u zararlı, %1’i etkisizdir. Dolayısıyla bu kadar fazla mutasyonun bir araya gelip mutlaka fayda getirecek şekilde organize olması imkansızdır.
-
Darwinistlerin iddiasına göre, canlı mükemmel haline gelinceye kadar mutasyonların, canlıya yepyeni yapılar ekliyor olması gerekir ki, bir canlının genetik bilgisine mutasyonların yeni bilgi ekleme imkanı yoktur.
- Ayrıca buna göre, yavaş yavaş gelişen bir organın fonksiyonsuz olduğu süre boyunca neden doğal seleksiyon mekanizması ile ortadan kaldırılmadığı açıklanamamaktadır.
17 Ağustos 2009 Pazartesi
DARWİNİSTLERİN ŞUURLU DAKTİLO ALDATMACASI
Ergi Deniz Özsoy, 14 Ağustos 2009 tarihli Sansürsüz programında bir maymunun daktilo başına geçerek Shakespeare’in ünlü eseri Hamlet’i yazabilmesinin MÜMKÜN OLABİLECEĞİNİ, çünkü o daktiloda tüm tuşların doğru harflere basacak şekilde KODLANMIŞ olduğunu belirtmektedir.
Söz konusu iddianın bir bilim adamından geldiğini görmek oldukça şaşırtıcıdır. Fakat konu Darwinizm’i savunmak olduğunda söz konusu bilim adamlarının mantığa son derece aykırı izahları yapabilmeleri şaşırtıcı şekilde mümkün olabilmektedir.
Darwin'in akıl ve bilim dışı görüşü, dünya üzerindeki yaşamın tüm varlığının ve çeşitliliğinin, Allah'ın yaratmasıyla değil (Allah’ı tenzih ederiz), rastgele ve gelişigüzel süreçlerin sonucunda meydana geldiğini ileri sürer. Buna göre DARWİNİZM’DE BİR AMAÇ, AKIL, HEDEF BULUNMAMAKTADIR.
Şimdi burada sormak gerekir. Atom planlanmış bir şeye nasıl karar verebilmektedir? Bu anlatılan hikayede adeta planı önceden yapılmış bir bina inşa edilmektedir. Sırayla temel atılmakta, tuğlalar dizilmekte, pencereler yapılmakta, su, elektrik tesisatı kurulmakta, alt yapı inşa edilmekte, kapılar kirişler ayrı ayrı oluşturulmakta, yer mermerleri döşenmektedir. O kadar muntazam ve muazzam bir gelişim vardır ki, bina hatasız şekilde tüm detaylarıyla inşa edilmektedir. Ancak buradaki önemli nokta şudur: Bir bina yapımında mimarlar binayı planlar, ustalar bu plana göre çalışırlar. Akıllı bir insanın oluşturduğu bir plan ve planı gerçekleştiren bilinçli uygulayıcılar vardır.
Özsoy’un bahsettiği bu hikayede ise şuursuz atomlar plan kurmakta ve şuursuz atomlar bir plana göre düzgün gitme kararı almaktadır. Bir binayı yapan ustalar, bir plan dahilinde çalışmalarına ve bilinçli varlıklar olmalarına rağmen hata yapabilirken, burada hiç hata yapmayan şuursuz atomlardan bahsedilmektedir. Bu nasıl bir şeydir ki, hiç unutmadan, hiç hata yapmadan bilgisayar gibi doğru kodları kodlamaya devam etmekte, en mükemmel sonucu ortaya çıkarmaktadır? Hamlet’i nereden bilmektedir, nasıl hatasız hareket edebilmektedir? Doğrunun saptanabilmesi için, hatanın yanlış olduğunu bilen bir bilinç olması gerekir. Fakat burada bilinç yoktur. Önceden hazır bir model olması gerekir. Fakat tasarlanmış bir plan yoktur. O modeli hazırlayan bir akıl olması gerekir. Fakat Darwinizm’de akıl, bilinç, şuur, hedef bulunmamaktadır.
Özsoy’un, “buradaki bilinç nerede?” sorusuna dikkat edilirse hiçbir açıklaması olmamıştır, olması da mümkün değildir. Bu iddia, DARWİNİZM’İN SAHTE MANTIĞINI YAKINDAN GÖREBİLMEK ve sonraki nesillerin neden Darwinizm’i bir komedi unsuru olarak karşılayacaklarını anlayabilmek açısından yeterli bir örnektir.
14.08.2009 TARİHLİ SANSÜRSÜZ PROGRAMINDA DARWİNİSTLERİN ARA FOSİL İLE İLGİLİ ÇARPITMALARINA CEVAPLAR
16 Temmuz 2009 Perşembe
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ANTİ DARWİNİST İLMİ MÜCADELESİNİN ETKİSİ
Sayın Adnan Oktar 1980'lerin başından itibaren Darwinizm'in geçersizliğini ortaya koyan, Darwinizmi yerle bir eden bilimsel delilleri gösteren çok sayıda eser yayınlamıştır. Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan belgesel filmler, makaleler, çeşitli afişler, sergiler ve konferanslar, Türkiye çapında çok büyük ve etkili bir anti Darwinist ilmi mücadele yapılmasına vesile olmuş, özellikle 1980'lerden itibaren Darwinizm'in Türkiye'deki etkisi hızla yok olmaya başlamıştır. 80'lerden önce Darwinizm'e inananların oranı %70'lere varırken, gün geçtikçe bu oran hızla düşmüş, bugün ise %5'lere kadar inmiştir. Türk Milleti'nin ve özellikle gençlerin Darwinizm'in geçersizliği hakkında bilinçlenmesi üzerinde Sayın Oktar'ın eserlerinin açık etkisi, Darwinistler tarafından da sık sık ifade edilmektedir. Genetik bilimi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Nihat Bozcuk "Evrim Kuramı'nın Günümüzdeki Konumu" başlıklı konuşmasında bu gerçeği şu şekilde ifade etmektedir: "Yıllarca üniversitelerde genetik bilimi hakkında dersler verdim. Şunu gördüm ki... Darwin, bir bilim adamı olarak görülmüyor. Öğrenciler, Darwin’in şarlatan ve din düşmanı olduğunu düşünülüyor....Öğrenciler, kuramla ilgili sorduğum sorulara çok güzel, yerinde cevaplar vermiş olsa da yazdıkları cevaplara inanmazlardı. Evrim kuramı ile ilgili her şeyin saçma olduğunu düşünürlerdi. 80'DEN SONRA BÖYLE DÜŞÜNEN ÖĞRENCİLERİN SAYISI ARTTI... GEÇMİŞTE EĞİTİM SİSTEMİMİZDE DARWİN'E KARŞI BU KADAR TEPKİ YOKTUR. TEPKİNİN YOĞUNLUĞU 1985 YILINDAN İTİBAREN ARTMIŞTIR... Biyologdan tutun, kadın doğumculara kadar üniversitelerde evrim kuramını anlatan kişiler var. Bu kişiler evrim kuramını yeteri kadar bilmedikleri gibi, kabul de etmiyorlar." dikkathaber.com, 26 Haziran 2009 | |
8 Temmuz 2009 Çarşamba
35 BİN YILLIK FLÜT TARİHİN EVRİMİ İDDİASINI YALANLIYOR
Almanya’daki kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan 35 bin yıllık flüt, bugüne kadar bulunan diğer flütler gibi tarihin erken dönemlerinde yaşayan insanların gelişmiş bir sanat zevkine sahip olduklarını göstermektedir. Arkeologlar aynı mağarada flütün yanısıra mamut dişinden yapılmış altı heykelcik de bulmuşlardır. Hollanda Leiden Üniversitesi’nden arkeolog Wil Roebroeks, 35 bin yıl önce Avrupa’da ileri bir kültürün hakim olduğunu ve bu insanların yaşam biçimleriyle günümüz insanlarınınkinin benzerlik gösterdiğini açıklamıştır. Arkeolog Roebroeks bu flütleri modern insanların üretip, çaldığını söylemektedir. Kanada, Victoria Üniversitesi’nden April Nowell de bu bulguların iyi gelişmiş, yerleşik bir teknik ve geleneğin varlığını ortaya koyduğunu açıklamıştır. Bu arkeolojik buluntular Darwinistlerin, insanların maymunlara ortak bir atadan geldikleri iddiasını bir kez daha yalanlamaktadır. Darwinistler, on binlerce yıl önce sözde hırıltılar çıkarıp, hayvani bir yaşam sürdüğünü iddia ettikleri maymunumsu varlıkların toplu halde yaşadıklarını ve böylece akıllı ve sosyal davranışlar geliştirdiklerini iddia ederler. Oysa sürü halinde yaşayan yalnızca bu sözde ilkel varlıklar değildir. Goriller, şempanzeler, maymunlar ve daha pek çok hayvan türü sürüler halinde yaşamaktadır. Ama bunların hiçbiri insanlar gibi akıllı ve sosyal davranışlar geliştirmemiştir. Hiçbiri yedi nota ölçülü flüt yapmamış, heykeltraşlık yapmamış kısaca akıl ve yetenek sergileyememiştir. Çünkü akıllı ve bilinçli davranış yalnızca insanlara has özelliklerdir. Geçmişten günümüze izi kalan onbinlerce yıllık tüm bu eserler de, bizler gibi akıl ve şuura sahip, hesaplama, planlama, üretme yeteneği olan Allah’ın ruh verdiği insanlar tarafından meydana getirilmiştir.
|
