OKTAR BABUNA VE CİHAT GÜNDOĞDU EVRİM TEORİSİNİN GEÇERSİZLİĞİNİ ANLATIYOR
SAYIN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009)
24 Haziran 2009 Çarşamba
EVRİM TEORİSİNİN ÇÖKÜŞÜ (VİDEO)
NAFİLE ÇIRPINIŞLAR

DARWİNİSTLERİN DİNO-KUŞ ALDATMACASINI YAŞATMAK İÇİN SON ÇIRPINIŞLARI | |
| Darwinistler dino-kuş iddialarının dehşetli yenilgisini kabul etmemek için çoktan cevaplandırılmış iddiaları yeniden gündeme getirmeye başladılar. Özellikle evrimin can çekiştiği şu son günlerde, ciddi şekilde paniğe kapıldılar ve Darwinizm’i kurtarmak adına peş peşe yeni aldatmaca yöntemleri aramaya koyuldular. Bunlara yeni örnek, bir kısım basında son zamanlarda yer alan, Çin’de bulunan bir dinozor fosili ile ilgiliydi. Darwinistler yine aynı çürük hikayeyi tekrarlıyor ve bu fosilin, sözde kuşların evrimine delil olduğu yanılgısını dile getiriyorlardı. Söz konusu iddianın geçersizliği ile ilgili açıklamalar şöyledir: Limusaurus inextricabilis olarak isimlendirilen fosilin bodur kolları ve üç parmaklı pençeleri bulunmaktadır. Fosilde aynı zamanda küçük bir parmak çıkıntısının olduğunu iddia eden Darwinist paleontologlar, bunu dördüncü bir parmak olarak lanse etmeye ve canlının bu özelliğini her zamanki gibi Darwinist propagandaya alet etmeye çalışmaktadırlar. Bu canlının (zaten var olması imkansız olan) tüylerinin “her nasılsa” OLMADIĞINI, fakat söz konusu 1 cm’lik kemik nedeniyle, 5 parmaklı dinozorlardan 3 parmaklı kuşlara geçişe iyi bir aday olabileceğini iddia etmektedirler. Oysa bu, klasik bir Darwinist aldatmacadır. Daha önce de çok kez farklı örnekler üzerinden belirttiğimiz gibi Darwinistler, bir fosil üzerindeki çeşitli yapılar hakkında spekülasyon yapma konusunda ustadırlar. Fosilleşmiş bir canlıdaki anatomik bir bozukluğu, kırık bir kemiği ya da canlının mükemmel bir uzvunu diledikleri gibi Darwinist izahlarına propaganda malzemesi yapabilmektedirler. Bu konudaki belki de en çarpıcı örnek için, DarwinistlerinCoelacanth fosili üzerinde yaptıkları spekülasyonları hatırlamakta fayda vardır. Fosil üzerindeki bütün spekülasyonlar, Coelacanth’ın günümüzde yaşayan canlı halinin defalarca bulunması sonucunda bir anda altüst olmuş, Darwinistler, foyası ortaya çıkan her Darwinist aldatmacada olduğu gibi, bu büyük rezalet karşısında da suskun kalmayı tercih etmişlerdir. (Coelacanth aldatmacası hakkındaki detaylı bilgileri buradan ve buradan okuyabilirsiniz.) Şimdi de canlısını hiçbir zaman inceleyeme imkanımızın olmayacağı bir dinozor fosilindeki tek bir kemik çıkıntısı, Darwinist provokasyonlara alet edilmeye çalışılmaktadır. Oysa Limusaurus inextricabilis, mükemmel bir anatomiye sahip kusursuz bir kara canlısıdır. Hiçbir ara form özelliği göstermemektedir. Canlının tüm uzuv ve yapıları tam ve kusursuzdur. Daha önce defalarca belirttiğimiz gibi, Darwinistler eğer gerçekten ara fosil delili ortaya koymak istiyorlarsa getirmeleri gereken canlılar şöyle olmalıdır: Darwinizm’e göre canlılar birbirlerine hayali şekilde dönüşürken, anormal varlıklar meydana gelmelidir. Bu garip canlılar milyarlarca olmalı ve kazılıp araştırılan her yerden bu acayip varlıkların fosilleri hiç durmadan çıkmalıdır. İşte bunlar olmadığı için, Darwinistler çaresizlikten fosildeki bir kemiği alıp, şekilden şekle sokup buna ara fosil deyip durmaktadılar. Oysa öne sürdükleri fosillerin tamamı, tam, mükemmel, kusursuz canlılara aittir. Daha önce de açıkladığımız gibi, kara canlıları ile kuşlar arasında hiçbir zaman bir geçiş söz konusu olmamıştır. Kara canlılarının anatomik yapısı ile uçucu kuşların anatomik yapıları birbirlerinden tamamen farklıdır ve bu mükemmel anatomik uyumda oluşabilecek anlık değişiklik bile yalnızca canlının ölümü ile sonuçlanır. Uzun yıllardır Darwinistler tarafından ortaya atılan sözde kuşların kökeni iddiası,Limusaurus inextricabilis örneğinde yeni bir sahtekarlıkla süslenmeye de çalışılmıştır. Bulunan dinozoru hayallerinde bir kuşa benzetmeye gayret eden Darwinistler, dinozorun tüylerinin de olması gerektiğine karar vermiş, fakat fosilde böyle bir bulguya rastlanılmaması üzerine yeni taktiklere başvurmuşlardır. Fosilde tüye rastlanılmaması üzerine, “dinozorun vücudu tüylerle kaplı OLABİLİR” gibi ifadeler kullanmaktan çekinmemişlerdir. Buradaki amaç, milyonlarca yıl önce yaşamış olan mükemmel bir dinozoru spekülasyonla, laf kalabalığıyla ara fosilmiş gibi insanlara lanse edebilmektir. (Burada şu noktanın ayrıca belirtilmesi gerekir: Darwinistlerin daha önceden pek çok kere gündeme getirdikleri “tüylü dinozor” iddialarının tümü de gerçek dışıdır. Tüy denen yapıların tamamen farklı yapılar olduğu ve iddia edilen fosillerin sahte olduğu anlaşılmıştır.) Nitekim son dönemlerde dinozorlardan kuşlara geçiş iddiasını tamamen ortadan kaldıran bulguların ortaya çıkması, dinozorların kuşlardan tamamen farklı ve uçuşa müsait olmayan kalça kemik yapısına sahip olmaları ve en önemlisi tamamen farklı femur kemiklerinin böyle bir dönüşümü imkansız hale getirmesi söz konusu Darwinist iddiayı tamamen ortadan kaldırmaktadır. Üstelik bu gerçek Darwinist bilim adamları tarafından da açıkça itiraf edilmiştir. Muhtemelen şu anda ortaya çıkarılan bu fosil, Darwinistler tarafından itiraf edilmiş bu büyük Darwinist çöküşü bertaraf edebilmek, bu yenilgiyi unutturabilmek için özel olarak gündeme getirilmiştir. Oysa Darwinist sahtekarlıklar, Darwinistleri her geçen gün daha da gülünç hale getirmektedir. Darwinistler ise bu gerçeği kabul etmekte bir sorun yaşamaktadırlar. Limusaurus inextricabilis sahtekarlığı, Darwinizm tarihinde bir utanç örneği olarak yerini şimdiden almıştır. Benzer Darwinist yalanlar, yıkımı kabul edemeyen Darwinist diktatörlük tarafından çeşitli popüler yayın kuruluşları yoluyla yayılmaya çalışılmaktadır. Fakat Harun Yahya eserlerinin vesilesiyle artık Darwinizm’in dünya çapında çöküşü açıkça ortaya çıkmıştır. Allah, kainatı ve içindeki tüm canlıları kusursuz bir uyum içinde yaratmış ve her birini ayrı ayrı varetmiştir. Canlılığın yaratılışında kör tesadüflerin rolünün olamayacağını Allah muhteşem eserler ve kanıtlarla insanlara göstermiştir. Darwinistlere, artık herkesin bildiği Yaratılış gerçeğini kabul etmelerini ve çoktan cevaplandırılmış dayanaksız iddialarla ortaya çıkmamalarını tavsiye ediyoruz. | |
22 Haziran 2009 Pazartesi
DARWİNİSTLER KOMİK DURUMLARA DÜŞÜYORSUNUZ
DARWİNİSTLER BUNALIMA GİRDİ! | |
| Darwinistler orangutanların gülme sesi çıkartmasından bu canlıların insanın atası olduğu sonucuna varmışlar. Şimdi biz, başka deliller de verelim, ancak bu delillerle Darwinistlerin bunalımları daha da artabilir: Darwinistler benzerlik arıyorlarsa, orangutanların dişleri de insana benziyor, başlarının ön kısmında onların da iki gözü var, ön tarafta bir de burunları var, tıpkı insanlardaki gibi! İki yanda kulakları var, iki tane de kolları var. Yemek yiyorlar, hareket ediyorlar. Tıpkı insanlar gibi onlar da su içiyor, temizleniyorlar. Onların da insanlar gibi tırnakları var, elleri de insana benziyor. Bir de üstüne üstlük GÜLME SESİ ÇIKARIYORLAR.
| |
DARWİNİSTLERDEN BİR İTİRAF
DARWİNİSTLER: 'İTİRAF EDİYORUZ... KUŞLARIN EVRİMİ HİKAYESİ BİR YALAN!' | |
Uzunca bir zamandır, tüm evrim safsatalarında olduğu gibi, kuşların dinozorlardan evrimleştiği masalı gündeme geldiğinde de hep aynı bilimsel gerçekleri anlattık:- Kuşların ve sürüngenlerin tamamen kendilerine özgü yapısal farklılıkları nedeniyle böyle bir geçiş hiçbir şekilde gerçekleşemez, Şimdi bu imkansız hikayenin geçersizliğini Darwinistlerin kendileri itiraf ediyorlar. “Bu buluşlar, hayvan evrimi hakkında geniş çapta kabul gören bazı inançlara MEYDAN OKUYAN son yirmi yıldır gitgide artan kanıtlara bir yenisini ekliyor.” Bu sözler, Oregon State Üniversitesinden iki Darwinist bilim adamına ait! Devon Quick ve John Ruben, Morphologydergisinde yayınlanan araştırmalarında, kuşların dinozorlardan evrimleştiği aldatmacası ile ilgili yapılan spekülasyonlara önemli bir darbe indirdiler. Yapılan araştırma kuşların femur, yani üst uyluk kemiği üzerinedir. Araştırma sonucuna göre, karadaki canlıların tersine, kuşlardaki femurun ağırlıklı olarak hareketsiz olduğu anlaşılmıştır. Kara canlıları koşmak ve yürümek için hareketli femur kemiğini kullanırlarken, kuşlar bunun yerine bacaklarının alt kısmını kullanmaktadırlar. Devon Quick’in araştırması, kuşlardaki bu sabit femur kemik ve kas sisteminin ve farklı yürüme şeklinin, kuş nefes aldığında canlının hava keselerinin çökmesini engellemek için hayati olduğunu ortaya çıkarmıştır. Quick durumu şu şekilde açıklamaktadır: “Bu, kuşların fizyolojisinde son derece temel bir sistemdir. Bunu daha önce kimsenin fark etmemiş olması ilginç. Kuşlarda uyluk kemiklerinin ve kaslarının pozisyonu, onların akciğer fonksiyonları için son derece önemli. Bu da onlara uçabilmek için yeterli akciğer kapasitesini veriyor.” Burada önemle belirtilmesi gereken nokta ise, dinozorların söz konusu sabit femurdan yoksun oluşlarıdır. Oregon State Üniversitesi zooloğu Profesör John Ruben bunu şu şekilde izah etmiştir: “Therapod dinozorlarının femurları hareketliydi ve bu nedenle kuşlardaki gibi çalışan bir akciğere sahip olmaları imkansızdı. Akciğerlerdeki hava keseleri, tabi eğer varsa, mutlaka çökerdi. Bu kanıt, dinozor-kuş bağlantısını desteklemek için öne sürülen delillerin ciddi bir bölümünü yerinden oynatmaktadır.” Ruben şöyle devam eder: “Kuşları ve uçuşu yüzyıllardır incelememizin ardından kuş biyolojisinin en temel özelliklerinden birini hala anlayamamış olmamız gerçekten de çok şaşırtıcı.” Ruben, aynı zamanda, kuşların fosil kayıtlarında dinozorlardan önce görülmesini de dinozorlardan kuşların evrimleştiğini savunanlar tarafından kasıtlı olarak ihmal edilmiş “ciddi bir problem” olarak ifade etmektedir. Söz konusu iddiayı savunan Darwinistlerin iddialarına en büyük delil olarak dinozor ve kuşların akciğer yapılarındaki benzerliği öne sürdüklerini, fakat söz konusu bulgu ile bu iddianın da ortadan kalktığını açıkça ifade etmektedirler. Ruben, bu önemli gerçeklerin Darwinist bilim adamları tarafından kasıtlı olarak ihmal edilmesinin sebebini ise şu sözlerle özetler: “Açıkçası, bu işin içinde oldukça fazla müze entrikası yer almakta. Yeni bilimsel deliller (Darwinistler için) sürekli sorular ortaya çıkarsa da, özellikle bu konuya pek çok kariyer adanmış durumda.” Aynı bilim adamları söz konusu araştırmada, kuşların uçmak için gerek duyacakları güçlü oksijeni almalarını sağlayacak başka “özel niteliklere” sahip olduklarını ve bu özelliklerin günümüz kuşlarında bulunmasına rağmen DİNOZORLARDA KESİNLİKLE BULUNMADIĞININ altını çizmektedirler. Darwinistlerin açmazı evrim teorisinin sahte olmasıdır Bu bulgular elbette dinozordan kuşların evrimleştiği safsatasının geçersizliğini göstermesi bakımından önemlidir. Bu açıklamaları önemli kılan bir başka dikkat çekici husus ise, söz konusu itirafların Darwinistlerden gelmiş olmasıdır. Fakat burada ayrıca özel olarak belirtilmesi gereken bir nokta vardır: Herhangi bir kara canlısının bir kuşa dönüşmesi hikayesindeki zorluklar, akciğerlerindeki derin farklılıkların çok ötesindedir. Bir canlı, Allah’ın kendisine verdiği özelliklerle bulunduğu ortama en uygun şekilde yaratılmıştır. Karada yaşayan bir canlının anatomisi, kara yaşamına mükemmel bir uyum halindedir. Çünkü Allah onu, yaşayacağı ortam ile birlikte yaratır. Dolayısıyla bir mükemmellik vardır. Bir kuş, uçma gibi olağanüstü bir kabiliyete sahip olarak yaratılır. Bunu sağlayan yalnızca canlının kanatlı olması vs. değildir. Akciğerlerinden kemiklerine, hava keseciklerinden tüylerine kadar her bir detay, kuşun uçması için özel olarak vardır. Çünkü onu göklerde uçmaya uygun yaratan, yerleri ve gökleri yoktan var eden Yüce Rabbimiz Allah’tır. Dolayısıyla femur kemiklerindeki bu büyük farklılık, kara canlılarıyla kuşlar arasındaki YÜZLERCE farklılıktan yalnızca bir tanesidir. Herhangi bir kara canlısının (Darwinistlerin “karadan havaya” safsataları için öne sürdükleri her türlü canlının), bir kuşa dönüşmüş olması için bu sayısız farklılığın, şuursuz, bilinçsiz, kör tesadüfler tarafından tespit edilmesi ve bu kör tesadüflerin gerekli dönüşümleri yapması gerekmektedir. Oysa günümüz bilimi, canlı organizmaya yönelik tek bir tesadüfi müdahalenin bile o organizmayı ölüme götüreceğini ispat etmiştir. Dolayısıyla Darwinistlerin açmazı yalnızca femur kemiklerinde veya kuş akciğerinde değil, SAHTE EVRİM TEORİSİNDEDİR. Yüce Allah tüm canlıları müthiş bir kusursuzluk ve mükemmellikle yaratmıştır. Darwinistlerin en büyük açmazı, tesadüflerle açıklama getiremedikleri bu mükemmelliklerdir. Ve Allah, öylesine muhteşem bir komplekslik yaratmıştır ki, evrim teorisi, tek bir protein karşısında yıkılmış durumdadır. Bu, sapkın inanç ile ortaya çıkan ve sahtekarlıklar ile insanları aldatmaya çalışan Darwinist ideolojiye, Rabbimiz’in eşsiz bir tuzağıdır. Canlılardaki mükemmellikler ortaya çıktıkça ve Darwinizm’in tek bir ara fosille bile desteklenmediği gerçeği yayıldıkça, Allah’ın dilemesiyle Darwinist çöküş, artık engellenemez hale gelmektedir. | |
18 Haziran 2009 Perşembe
ANTİ-DARWİNİST FAALİYET NİÇİN ÖNEMLİDİR?
ANTİ-DARWİNİST FAALİYET NİÇİN ÖNEMLİDİR? | |
| Kainattaki mükemmel dengenin ve canlılığın tesadüfen varolduğu yalanını ortaya atan Darwinizm, materyalizmin de bel kemiğidir. Bu sapkın inanış insanları ruh sahibi bir varlık değil, biraz daha gelişmiş bir hayvan türü olarak gösterir. Darwinist ideoloji insanların arasında sevgi merhamet ve şefkate dayalı bir ilişki değil, acımasız, bencil ve kavgaya dayalı bir ilişkiyi öngörür. Dolayısıyla Darwinizm’in ideolojik yapısının hakim olduğu yerlerde kaçınılmaz olarak çatışma hakim olacaktır. Çünkü bu tehlikeli ideoloji, merhamet, sevgi, şefkat, saygı gibi hisleri sözde evrim sürecini gerileten ve ortadan kalkması gereken engeller olarak görür. Darwinizm Neden Tehlikelidir? Darwinizm, Kuran ahlakına uygun olmayan tüm akımların ortak dayanak noktasıdır. Özellikle 20. yüzyılda Darwinist ideolojinin yaygınlaşması ile savaşlar, katliamlar, anarşi ve terör tüm dünyayı sarmıştır. Darwinist ritüellerle eğitilen toplumlara dinsizlik, ahlaksızlık, anarşi ve şiddet telkin edilmiş, yeterli eğitimi alamayan fertler adeta birer suç makinesi haline getirilmiştir. Bu telkinle yola çıkarak, diğer halkları sözde evrimsel süreçte kendinden aşağı gören insanlar, vahşi doğa kanunlarını ve acımasızlığı diğer insanları ezmek için kullanmışlardır. Darwinizmle Mücadeleyi Önemsiz Görme Yanılgısı Bilimsel olarak çökertildiği halde ideolojik sebeplerle devam ettirilen bu tarihi sahtekarlığın tehlikesini farketmeyip, bunun zararsız olduğunu düşünmek, kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Başlangıcı Sümerler’e dayanan bu mantık dışı ideoloji, canlılığın ortaya çıkışını materyalist izahlarla açıklamaya çalışan başarısız bir teoriden ibaret değildir. Asıl amacı, Yaratıcı’nın varlığını inkar etmek olan bu sapkın pagan dini, toplumları Allah inancından uzaklaştırmaya çalışarak, onlara amaçsız var oldukları telkini vererek, özellikle 20. yüzyılda masum insanlarının kanlarının dökülmesine sebep olan bir tetikleyicidir. Darwinizm ideolojisinin bu kanlı etkisi, günümüzde de halen devam etmekte, dünya çapında devam eden terör ve şiddet eylemleri, bu sapkın teori ile beslenmektedir. | |
Darwinizm Birçok Devlet Tarafından Resmi Olarak Desteklenmektedir
Dolayısıyla, Darwinizmle mücadele, toplumların huzurunun sağlanabilmesi ve Kuran ahlakının dünyaya hakim olabilmesi için hayati önem taşımaktadır. Halihazırda dünya devletlerinin çoğu Darwinizmi resmi bir ideoloji olarak benimsemiştir ve çeşitli yollarla bu sapkın ideolojinin savunuculuğunu yapmaktadır. Darwinist eğitim, devletlerin resmi kurumları tarafından desteklenmekte, Allah inancına başkaldıran sahte bir eğitim verilmektedir. Dinsizliği körükleyen bu ideolojinin yanında ise, Allah inancını anlatmak resmi olarak yasaklanmaktadır. Darwinizm’i savunmayan profesörler aniden görevlerinden alınmakta ve neredeyse hiç bir kurumda görevlendirilmemektedirler. Tüm dünya, Darwinist diktatörlüğün hakimiyeti altındadır. Evrim teorisini savunmayan bir kişinin bilim adamı sıfatını alması neredeyse imkansızdır. Bir profesör asistanını kendisi gibi Darwinist materyalist, kişilerden seçmekte, Darwinist olmayanı asla tercih etmemekte, hatta üniversiteden uzaklaştırmaya çalışmaktadır.
Bazı çevreler ise, anti-Darwinist faaliyetlerin önemini gerektiği kavrayamamakta ve bu alanda yapılan çalışmalara yeterli ciddiyetle bakmamaktadır. Bu çevreler, yetersiz eğitimin bir sonucu olarak, güya Darwinizm’in zararsız bilimsel bir teori olduğu yanılgısına düşmektedirler. Böyle yaparak bu kişiler, Allah inancının ve İslam’ın yaygın olduğu topraklarda komünist, materyalist, dinsiz bir sistemin oluşmasını imkansız görerek, Darwinist ideolojilerin yayılmasına izin vermenin tehlikesini gözardı etmişlerdir. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Tarihte bu yanılgıya düşen halkların uğradıkları hezimet, anti-Darwinist, anti-materyalist faaliyetlerin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.
Darwinist İdeolojinin Etkisinde Kalan Ülkeler

Darwinist İdeolojinin Etkisinde Kalan Ülkeler, Tarihin En Karanlık ve Kanlı Dönemini Yaşamışlardır
Örneğin bu tarihi sahtekarlığın ideolojik olarak halkın arasında kabul edilmeye başlanması ile Ürdün, Irak, Libya, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde teşkilatlanan Baas Partisi, bu ülkelerde komünist bir siyasi yapının oluşmasına neden oldu. Bu ülkelerde, akademik, siyasi, askeri ve bürokratik kadrolar, koyu Stalinist parti kadrolarından yetiştirilmişti. Baas Partisi en küçük organından en yüksek organına kadar Leninist bir yapılanmaya sahipti. Saddam Hüseyin, Baas Partisi'nin önde gelen bir militanıydı. Bu partinin üyesi olarak Darwinizm ve materyalizm temelli askeri eğitim almıştı. Ardından parti içi bir devrimle Irak’ta yönetimi ele geçirmişti. Bunun ardından Irak’ta yaşanan katliamlar, Irak’ın işgal edilmesinin ardından da günümüze kadar devam etmiştir. Yaşanan bu kanlı tarihin başlangıcına baktığımızda, temel nedenin Darwinist-materyalist-komünist propaganda olduğu, bu sapkın ideolojilerin sakıncasız görülmesi ve dolayısıyla etkili bir anti-Darwinist propogandanın yürütülmemesi olduğunu görürüz. Bu tehlikeli ideoloji, toplumlar arasında sinsi şekilde kök salmış ve zaman içinde eğitim sistemine de işlenerek Irak topraklarını kana bulamıştır.
Baas Partisi’nin komünist liderlerinden bir diğeri de Suriye’de birçok Müslümanın kanını döken Hafız Esad’dır. Hafız Esad da Sovyetler Birliği’nde Darwinist-Materyalist eğitim almış ve yönetime gelmesinin hemen ardından ülkede iç çatışmaların baş göstermesine neden olmuştur. Ayrıca 1982 yılında bazı şaibeli suikastlar bahane edilerek Suriye Gizli Servisi ülkedeki Müslümanlar üzerinde operasyonlara başlamıştır. Hafız Esad’ın emri ile başlayan bu operasyonlarda 150.000-200.000 arası sivilin katledildiği hesaplanmaktadır. Hafız Esad rejimi sırasında Abdullah Öcalan ve PKK da bu ülkeden lojistik destek almışlardır. Ancak Suriye, Hafız Esad'ın ölümünün ardından, oğlu Beşar Esad'ın yönetime gelmesiyle birlikte büyük bir değişim içerisine girmiştir. Daha ılımlı, daha demokrat, daha modern bir ortamın oluştuğu Suriye, Türkiye ile de daha yakın ve iyi ilişkiler kurmuş, Türk İslam Birliği'ni isteyen, bölgedeki tüm ülkelerle dostane ilişkiler içinde olmayı hedefleyen bir siyaset izlemeye başlamıştır.
Darwinist ideolojinin etkisi altındaki yöneticilerin ülkelerine getirdikleri hep aynıdır: anarşi, karmaşa ve katliam. Buna bir başka örnek Mısır’dır. Cemal Abdul Nasır, Mısır’da 1952 yılında ihtilal yapmış, Kral Faruk’u devirmiş ve 20 yıl ülkeyi yönetmiştir. Ülkede Nasırizm adında Darwinist-Stalinist bir milliyetçilik ideolojisi geliştirmiştir. Döneminde Müslüman halk üzerinde ciddi baskı kurmuş, binlerce Müslüman alim idam edilmiş ve işkence görmüştür.
Darwinizm Etkisi Altında Başlatılan Sömürgecilik Faaliyetleri
Darwinist-materyalist ideolojinin medeniyetle bağdaştırılmaya çalışılması ise tam bir aldatmacadır. Bu aldatmaca doğrultusunda başlatılan sömürgecilik faaliyetleri ile batılı ülkeler, sömürgeleştirdikleri birçok ülkenin halklarına adeta hayvan muamelesi yaparak felaketler getirmişlerdir. Sömürgeciler kendilerini sömürgeleştirdikleri toplumlardan sözde üstün görürler. Bu aşağı görülen toplumların ise, yaşama haklarının olmadığı görüşündedirler. Bu bakış açısıylasömürgeleştirilen onlarca devlet, uzun yıllar baskı ve zulüm görmüş, iç çatışmalarla zayıflamıştır. Bu sapkın bakış açısının etkileri, söz konusu ülkelerde hala devam etmekte, iç çatışmalar yine Darwinizm taraftarları tarafından teşvik edilmektedir.
Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, Darwinist-materyalist ideolojinin tehlikeli yönü çok net bir şekilde ön plana çıkartılıp, halkın bilgilendirilmesi hayati önem taşımaktadır. Evrim sahtekarlığının bilimsel bir teoriymiş gibi eğitime dahil edilmesi, son derece tehlikeli bir fitnedir. Darwinist ideolojinin etkisiyle, geçtiğimiz 150 yılda Allah inancından uzak, amaçsız ve sorumsuz yaşadığını zanneden toplumlar yetişmiştir. Darwinizm, geçtiğimiz 150 yılın en büyük pagan inancı olarak Allah inancının yayılması önünde engel oluşturmuştur. Dolayısıyla, bu sapkın pagan dininin faaliyetlerine göz yumulması, samimi bir dindar tarafından asla kabul edilemez. Yapılması gereken, Darwinizm ritüellerinin sapkınlığını tam olarak açıklamak ve sapkın Darwinizm ideolojisini açıkça yerle bir etmektir.
